Bu projeyi neden bu kadar merakla takip ediyorum? Çünkü bu pilot uygulama, sadece Krypto teknolojisine yönelik bir hype’tan ibaret değil. Burada asıl odak noktası, dünyanın en güvenli yatırım araçlarından biri olarak kabul edilen devlet tahvilleri ve bankaların birbirlerine kısa vadeli borç vererek, bu tahvillerle teminatlandırdığı repo işlemleri gibi finans dünyasının en köklü mekanizmalarında yatıyor. Bugüne kadar bu süreç, 2024 yılında bile faks makinesinden farksız şekilde: merkezi, yavaş, pahalı ve katı iş saatlerine bağlı.
MUFG bunun değişmesini istiyor – ve bunu başlangıçta sadece Bitcoin hayranlarının oyuncağı olarak görülen teknolojiyle yapmaya çalışıyor. Hedef net: Repo işlemleri gece yarısı birilerinin bir düğmeye basmasını beklemeden, haftanın yedi günü, günde 24 saat boyunca gerçekleşebilirse, bu Japon finans piyasasını altüst edecek. Özellikle Japon ekonomisinin canlı kalmasını sağlayan devasa tahvil alımlarıyla piyasayı yönlendiren Japon Merkez Bankası (BoJ) için bu devasa bir ilerleme anlamına gelecek.
Tabii herkesin aklına şu soru geliyor: Teknik olarak nasıl çalışacak? MUFG bu konuda – anlayışla karşılanacak şekilde – oldukça ketum, ancak benim tahminim, akıllı sözleşmelerin (Smart Contracts) anahtar rol oynayacağı yönünde. Bir bankanın hızlıca likiditeye ihtiyaç duyduğunu ve Japon devlet tahvillerini teminat olarak sunduğunu hayal et. Eskiden bu işlemi birileri manuel olarak onaylamak zorundaydı, bugün ise birkaç saniyede, aracılar olmadan, bekleme süresi olmadan ve yüksek ücretler ödemeden otomatik olarak gerçekleşebilir.
En güzel yanı da şu: Bu Blockchain sadece daha hızlı olmakla kalmayacak, aynı zamanda daha güvenli de
olacak. Tüm işlemler neredeyse değiştirilemez olan merkezi olmayan bir kayıt sisteminde belgelenecek. MUFG’nin burada sadece verimliliği değil, aynı zamanda karşı taraf riskini de azaltmayı hedeflediğini görmek şaşırtıcı değil.
Ancak – ve işte bu büyük bir ‘ancak’ – birkaç engel daha var. Birincisi: Japonya Kriptoparalar konusunda ilerici olabilir, ancak devlet tahvilleri gibi son derece ciddi bir konuda Maliye Bakanlığı ve Japon Merkez Bankası’nın kurallarına tabi. Orada yeni bir teknolojiyi hızlıca uygulamak o kadar kolay değil. İkincisi: Finans piyasasındaki her oyuncu, yerleşik (her ne kadar eskimiş de olsa) sistemlerini kolayca terk etmeye hazır değil. Ve üçüncüsü: Blockchain gerçekten de Japon devlet tahvili (JGB) işlemlerinin muazzam hacmini sorunsuz şekilde karşılayabilir mi, yoksa takılmalar mı yaşanır?
Eğer MUFG burada başarılı olursa, bu sadece Japonya için değil, dünya genelinde sinyal etkisi yaratabilir. Sonuçta Japonya, ABD ve Çin’den sonra dünyanın üçüncü büyük ekonomisi. Eğer burada Blockchain büyük ölçekte işlerse, diğer ülkeler hızla benzer adımlar atacaktır. Özellikle Güney Kore veya Tayland gibi ülkelerin zaten benzer fikirlerle deneyler yaptığı Asya’da bu çok daha olası.
Ben kişisel olarak, uzun süredir yerleşik finans kurumlarının yavaş yavaş anladığı bu sürecin ne kadar ilgi çekici olduğunu düşünüyorum: Geleceğin daha fazla merkeziyet değil, merkezi olmayan şeffaf sistemlerde yattığına dair bir farkındalık oluşuyor. Tabii ben bir bankacı değilim, ancak devlet tahvillerinin işlemlerinde ne kadar zaman, para ve sinir harcanabileceğini hayal ettiğimde, açıkça görüyorum ki burası sadece teknolojiden ibaret değil. Onlarca yıldır betona gömülü gibi görünen bir sistemin nihayet modernize edilmesiyle ilgili bir durum bu.
Geriye sadece bir soru kalıyor: MUFG bu kanıt-of-concept (PoC) çalışmasını tamamlayabilecek mi? Parmaklarımı çaprazlayıp başarılı olmasını diliyorum – çünkü eğer bu işe yararsa, gerçekten de finans piyasalarının haftanın yedi günü, günde 24 saat boyunca çalışabildiği bir dönemin ilk gerçek kilometre taşı olabilir. Ve bu da gerçek bir ilerleme değil mi?
📰 Devamını oku
→ Blockchain Yenilikçiliği: ABD Eyaletleri, Dijital Sosyal Yardımları Canton Network ile Test Ediyor→ Laser Digital Japan: Japonya Kripto Piyasasına Yeniden Umut→ Curve Finance: CRV-Rallye devam ederken kuşkuya rağmen neden?